Yine Bir Gün Zehra Zehra’ya Karşı …

Sabiha Gökçen Starbucks
Sabiha Gökçen Starbucks

Aslında yıllar su gibi akıyor geyiği yapasım var ama yapmayacağım. Şu anda sadece canım bir şeyler yazmak istediği için yazıyorum. En keyiflisi de bu sanırım. Neden keyifliyim? Çünkü birazdan İtalya’ya gideceğim, uçağı beklerken de keyiften bir şeyler yazmak istedim. Uçak 50 dakika rötar verdi ama hala keyifliyim. Bu yazıyı yazmaya yukarıdaki fotoda gördüğünüz Sabiha Gökçen Havaalanı, dış hatlar gidiş terminalinde başlıyorum.

Yaklaşık 2 yıldır İtalya’ya gitmedim. Eskiden çalıştığım iş dolayısıyla bayağı gezerdim. İş için olmasa da vakit yaratıp bir şekilde hep seyahat ederim. Mottom ‘Vaktim ve naktim yettiği kadar seyahat edeceğim’. Hayatımın 4 yılı İtalya’da geçti ve İtalya’yı kuzey-güney-doğu-batı bayağı gezdim. Sardenya Adası kaldı bir gitmediğim. Oraya da özel birisiyle gitme istedim var ama o özel kişi çıkıp gelmezse, korkarım oraya da kendim gideceğim 🙂 Neyse, Ocak 2013’de İstanbul’a dönüş yaptım ve yine aynı şirkette, çok sevdiğim bir görevde çalışmaya başladım. Her şey güzel giderken Eylül 2013 ile hayatım biraz değişmeye başladı. Yıllardır çalıştığım firma şehir değiştirdi ve ayrılma kararı aldım. Kendi evimden tekrar ailemin yanına taşındım. Sonra yine aynı sektörde olan başka bir firma ile çalıştım. Plaza hayatı bana göre değil, boğuluyorum sandım ve 6 ay içinde tekrar istifa ettim. Bu arada, sanırım stres kaynaklı, nedeni bir türlü bulunamayan şiddetli karın ağrılarım ortaya çıktı. Hayatımın kendince kaosa sürüklenmesinden dolayı ağrı şiddeti ve sıklığı da giderek artmaya başladı. Tabii teşhis konulmadıkça giderek panik yaptım ve moralim diplere vurmaya başladı. Psikolojik destek almaya başladım. Ancak dünya tatlısı psikologuma rağmen, ben geçmişimi yargılamayı çok sevmedim ve tedaviyi bıraktım. Belki uzun süre devam etseydim başka sonuçlar olabilirdi ancak ben kendim karın ağrılarımı yenme kararı aldım. Tedavi yöntemlerimden biri olarak seyahat etmeyi tercih ettim. Ancak bu sefer Avrupa değil, kendi ülkemi gezmek istedim. Zaten 2014 başında, Güneydoğu Anadolu turu ile başlamıştım. Hazır istifa ettim, tamamlamak istedim. Doğu Anadolu turu, Karadeniz turu derken bayağı şehir görmüş oldum. Düşünün 2014’de Artvin’e, Antalya’ya, Eskişehir’e 2 defa gittim. Batman’a, Doğu Beyazıt’a gittim ya! Hatta bir gitmediğim Yüksekova kaldı diye dalga geçerim. THY’nin dergisi Skylife, Temmuz 2015 sayısında Hakkari’yi konuk etmiş. Sanırım bu bir işaret. En kısa zamanda buralara gitmek için notumu aldım bile 🙂 Karın ağrımdan Hakkari’ye geldim. İşte son 2 yıldır benim dikkatim böyle, oradan oraya.

Kurumsal hayatı bıraktım ve etrafımdakiler bana “Oh, hayat sana güzel!” demeye başladılar. Çünkü ailem Bağdat Caddesi üzerinde, çok kıymetli bir binada oturuyor. İnsanların hayat güzel kriteri bu, zengin muhitte, milyon dolarlık evde oturmak! Halbuki değil! Hepimizin dünyaya bakışı farklı. Onca yıl sırtını bilindik bir Türk markasına dayayıp, güzel ülkemde, en önemli konu olan Ne Biliyim Ne Müdürü seviyesine yükselmişken, e güzel de para kazanıyorken, çat bırak işini! Zaten 36 yaşındayım (şu anda 38 yaşıma 4 ay kaldı, yani 37,5 yaşındayım), evli değilim, bırak onu sevgilim yok, hele hele bırakın onu, benden hoşlanan, yan gözle bakıp beğenen bir adam zaten yok, senden 15 yaş küçük kızlar patır patır Çırağan Saraylarında, Four Seasonslarda arka arkaya düğün yapıyor, cıkcıkcık … N’olcak bu kızın hali? Hayat boyu gez gez nereye kadar, kır kıçını bir koca bul! Sonuç;  karın ağrıları giderek şiddetlenir! Özel sağlık sigortam olduğu, SGK’ım full maaştan ödendiği günlerde çok ağır hasta olmadıkça hastaneye gitmezdim. Ama Murphy Kanunu bu, özel sağlık sigortan biter ve sürekli hastalanırsın. Ağustos 2014 ayında, yine bir karın ağrısı atağı ve gece 3’de Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’ne gittik. Özel sağlık sigortam yenilenme döneminde, yani yok, SGK ise çalışmadığımdan yok. Acil servisin doktoru yanıma bile gelmedi. Tek hatırladığım, karın ağrısı ile kıvranırken Acıbadem’deki acil hemşiresinin acele acele nüfus kağıdımı elime tutuşturması, ablamın onları tedavini masrafını ödeyecek kadar paramız olduğuna ikna etme çabası, şiddetli ağrıdan kusmam ama Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nin beni kesinlikle kabul etmemesi ve doktorun kesinlikle yanıma gelmemesi. O ağrı içinde kendi kendime ‘Neden işi bıraktım sanki?’ diye kızıyordum. Sanki işi bırakmasaydım karnım ağrımayacaktı veya Acıbadem Kozyatağı Hastanesi beni pamuklara sarıp sarmalayacaktı. Ama Türkiye’de olmak böyle bir şey! Bu kriz ortamında işinden istifa ettiğin için suçluluk duymak. Hep bir ‘Büyük kriz olacak, aç susuz kalacağız’ korkusu var. Bir de ailene karşı mahçup oluyorsun. Hem işi bırakmışsın, hem sürekli karnın ağrıyor ama teşhis konmuyor. Kendime sürekli ‘ Acaba isterik evde kalmış kız mı oluyorum?’ diye çok sorguladım. Ay ben İtalya’ya gidiyorum diye keyifliydim, neden bunları yazıyorum??? Tamam, güzel konular için yeni paragrafa geçiyorum.

2015 itibariyle daha sakinim. Galiba Satürn Yay Burcuna geçtiği için daha spiritüel olacağıma kendimi şartladığımdan böyleyim. Her gün Metin Hara’nın kitabı Yol’dan öğrendiğim Sufi Nefesi çalışması yapıyorum, çakralarımı dengeliyorum. İstediğim her şey için renk renk Ki Topu yolluyorum. Bu meditasyon seansı yaklaşık 30-35 dakika sürüyor. Bazen kendime çok gülüyorum ama olsun, işe yarıyor. Nedensiz yoga yapmaya başladım. Eskiden spor salonunda en terleten derse girer, güç gösterisi yaparken şimdi sadece yoga yapıyorum. Onun dışında yüzüyorum. Yani böyle bir sakinlik geldi. Nefes çalışması yapmaya başladığımdan beri kendimi daha az yargılıyorum. Yaptığım her şeyi sosyal medyada paylaşmak istemiyorum. Şu anda böyle istiyorum, o zaman şu an böyle yapacağım ve vicdan azabı duymayacağım diyorum sürekli. Yıllardır şişko olmama söylenirim ama artık giderek daha az kafama takıyorum. 38-40 beden çok şişko sayılmaz 🙂 Yediklerimden tat almak daha önem kazandı.  Kendime iş geliştirdim ve freelance çalışıyorum. Ki toplarımın yardımıyla mı bilmem ama bir iş bağladım ve artık para bile kazanıyorum. Şimdi ilk hedefim kendi evime çıkmak ve bence 2015 sonuna kadar bunu da başaracağım. Ve asıl en önemlisi, artık karnım ağrımıyor. En son atak Ekim 2014’de geldi ve daha sonra karnım hiç ağrımadı. Kendime bir rota çizdim, ailemden destek istedim. Yavaş yavaş her şey rayına oturuyor. En sevdiğim özelliğim artık panik yapmıyorum. Çok daha rahat ‘Kısmetse olur’ diyebiliyorum. Etrafımdakilerden yaptıklarımın doğru olduğuna dair onay alma derdinden kendimi özgürleştirdim. Ben inanıyorsam olacak diyorum! Yani kendime saygı duyuyorum.

2008 yılından beri, her gün olmasa da haftada bir düşüncelerimi yazdığım bir defterim var. Bazen 1 ay yazmadığım oluyor, bazen günde 2 defa yazıyorum. Birden kendimi oraya yazıyorum sandım. El yazısı ile yazmak çok güzel bir terapi. Artık her şey dijital. Dijital dünyadan para kazanıyor olsam da bazı şeyleri eskisi gibi bırakmak çok güzel. Mesela en sevdiğim şey bir yazıyı yazdıktan sonra, 2 veya 3 veya 5 sene önce, aynı gün ne yazdığımı okumak. Tavsiye derim siz de böyle bir defter tutun. Ne aşık olmalar, ne sinirlenmeler … Okumasam hayatta hatırlamam ama o günün gündeminde 5 sayfa sinirimi yazdığım olmuş bazı yıllar 🙂 Bir de Ece Ajanda kullanıyorum. Evet, iphone ajandasını da kullanıyorum ama Ece Ajandanın yeri bende bir başka. Mesela 2010 yılında, 20 Temmuz’da ne yapmışım, hoop açıyorum o yılın ajandasını, kendi el yazımla okuyorum.

Yani bu uzun yazının özeti şu, Hayat Kısa! Rahmetli Steve Jobs ne demiş; ‘Zamanınız kısıtlı!  Bu yüzden başka insanların gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.’

Yazımı aşağıda gördüğünüz, her gezenti insanın instagram hesabında en az 10 tane bulunan, uçak camından bulut manzarası ile noktalıyorum. Sevgiyle kalın, başkalarını sakın ama sakın yargılamayın!

Not: Bu yazıyı dün uçakta yazdım ama uçaktan inince öğrendim ki Suruç’ta canlı bomba ile 31 tane gencecik yardımsever katledilmiş. Güzel ülkem bu kaostan en kısa zamanda kurtulur inşallah! Ölenlere Allahtan rahmet diliyorum.

THY İstanbul Milano Uçağı
THY İstanbul Milano Uçağı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir